Anasayfa Bölüm Bloğu

OtizmTv'yi izlemek için tıklayın

Bölüm Bloğu Düzeni Örneği (SSS bölümü)
Down Sendromu Tedavisi

Down Sendromu Tedavisi

Medimagazin’in 28 Şubat 2011 tarihli nüshasında yazdığım “Üniversite Hastaneleri ya da Tıp Fakültesi Hastaneleri” başlıklı yazıya hem olumlu hem de olumsuz pek çok tepki aldım. Bunların kimileri ne anlatmak istediğimi anlamadan kimileri de başka başka niyetlerle olumlu ya da olumsuz tepkilerini değişik iletişim araçlarıyla dile getirmeye çalıştılar. Görünen o ki, sözünü ettiğim her iki konu da toplumun hassasiyet gösterdiği konuların önde gelenlerinden. Bunların cevabını bir sonraki yazıya bırakarak, yeni öğrendiğim bir haberi okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

Yaklaşık 20 yılı aşkın süredir Down sendromunun tedavi edilip edilemeyeceğine ilişkin spekülasyonlar yapılagelmektedir. Türkiye de dâhil, dünyanın pek çok ülkesinde Down sendromu gibi kromozomal hastalıkları tedavi ettiğini iddia ederek çaresiz insanların umutlarını sömüren sahtekârlar hep olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Ben ve benim gibi pek çok genetikçi arkadaşım ise böyle girişimlere hep karşı çıkarak, olmayacak vaatlerde bulunarak insanların kandırılmasına engel olmaya çalışmışızdır. Bundan sonra da bu tavrımız doğal olarak devam edecek ve insanların umutlarının sömürülmesine elimizden geldiği ölçüde mani olacağımıza kimsenin kuşkusu olmamalıdır.

Bu girişi yaptıktan sonra 19 Şubat 2011 tarihli New Scientist dergisinin 15’inci sayfasında yayımlanan ve fareler üzerinde yapılan, fakat Down sendromlu hastalar için de umut olabilecek bir makaleyi sizlerle paylaşmanın doğru olduğuna karar vererek konuyu aktarmak istedim. Makalenin orijinali Incerti ve arkadaşları tarafından Obstetrics and Gynecology dergisinin Şubat 2011 sayısında yayınlanmıştır (Incerti, M; et al.: Prevention of learning deficit in a Down sendrome model. Obstetrics and Gynecology, 117 (I2, P1): 354-361, 2011). Buradaki çarpıcı yaklaşım “kalıcı olduğu düşünülen öğrenme ve mental reterdasyon sorunlarının tedavi edilebilir olduğu” şeklindeki vurgulamadır.

Söz konusu araştırmada, araştırmacılar tarafından deney hayvanı olarak, 16 numaralı kromozomu normalden bir fazla olan, yani 16 numaralı kromozomu 2 yerine 3 tane olan fareler kullanılmıştır, (Ts65Dn) ki bu fareler insanlardaki Down sendromu problemi ile aynı bulguları oluşturmaktadır. Daha sonra farelerin öğrenme kabiliyetini ölçmek için sıklıkla kullanılan Morris Water Maze (“Morris Su Labirenti”) Testi uygulanarak Down sendromu benzeri farelerin öğrenme kabiliyeti ölçülmüştür. Deney için hazırlanan Down fareler sağlıklı farelere göre yaklaşık iki kat daha fazla sürede platformu bulabilmişlerdir, yani öğrenme yetenekleri normal farelere göre yarı yarıya daha azdır. Bununla beraber, NAP ve SAL ile ağızdan beslenen fareler dört gün sonra normal farelerle aynı sürede platformu bulabilmişlerdir. Burada adı geçen NAP ve SAL birer peptid olup, açılımları sırasıyla şöyledir: D-NAPVSIQ ve D-SALLRSIPA. Ayrıca kontrol bakımından yabanıl farelere de plasebo olarak su ile ağızdan besleme yapılmıştır.

Araştırmacılar sonuç olarak şu yargıya varmışlardır: İnsanlardaki Down sendromu benzeri olarak oluşturulan ve Ts65Dn adı verilen erişkin fareler D-NAP + D-SAL ile beslendikleri zaman öğrenme sorunları giderilmektedir. Bu tedavinin muhtemel mekanizması da şöyle açıklanmaktadır: Tedavi gören farelerde hipokampus bölgesindeki beynin öğrenmeyi kolaylaştırıcı NR2B reseptörlerinin artmasının yanı sıra vazoaktif intestinal peptid ve aktivite-bağımlı nöroprotektif protein disregülasyonunun tersine çevrilmesidir. Böylece Down farelerde öğrenme yeteneği normal (yabanıl tip) farelerle aynı düzeye getirilmiş olmaktadır.

Şimdi gelelim insan faktörüne. Bu bulgular küçümsenecek nitelikte bulgular değil, fakat bugünden yarına insana da uygulanması beklenemez. Bununla beraber yakın gelecekte insanlar için de müjdeli haberi vereceğimize inanıyorum.

Yeni bir konuda buluşuncaya kadar esen kalın, sağlıklı kalın.

Prof.Dr. Nurettin BAŞARAN

http://www.medimagazin.com.tr/

 

 
Yanlışsız Öğretim yöntemleri

Yanlışsız öğretim tekniği geleneksel yöntemlere göre daha az hatanın gerçekleştiği varsayılan yöntemdir. Yanlışsız öğretim ; hata düzeyinin düşük olması, bireyin daha fazla pekiştireç alması,

 
İlköğretim Okullarındaki Özel Eğitim Sınıflarında Görevli Öğretmenlerin Beden Eğitimi Ders Programı ile İlgili Görüşlerinin Değerlendirilmesi
İlköğretim Okullarındaki Özel Eğitim Sınıflarında Görevli Öğretmenlerin Beden
Eğitimi Ders Programı ile İlgili Görüşlerinin Değerlendirilmesi
(Konya İli Örneği)
 ÖZET
Bu araştırmanın amacı, İlköğretim okullarındaki özel eğitim sınıflarında eğitilebilir çocukların
beden eğitimi uygulamalarının program, ortam, eğitimci, araç-gereç ve süre gibi tüm eğitimi oluşturan
unsurlar açısından incelenmesidir. Bu araştırmanın örneklemini, Konya İli Milli Eğitim Müdürlüklerine
bağlı Özel Eğitim Sınıflarında görev yapan 28 Özel Eğitim Sınıf öğretmeni oluşturmaktadır.
Araştırmada Konya il merkezinde bulunan 3 ilçenin ilköğretim okullarındaki özel eğitim sınıf
öğretmenleri örneklem grubu olarak belirlenmiştir.
Araştırma bulgularına göre; Beden Eğitimi derslerini yürüten öğretmenlerin beden eğitimi
branşı öğretmeni olmadıkları, Özel Eğitim Sınıflarında görevli öğretmenlerin yarıya yakını (%47) sekiz
haftadan daha fazla hizmet içi eğitim kursuna katıldıklarını belirtmektedir. Bu sonuca göre, hizmet içi
kursların bu alanda çalışan ve çalışmak isteyen kişilere zorunlu olmaması kurslara başvuruları
azalttığı, kurslarda verilen eğitimin yetersiz olduğu da görüşmelerimiz sonucunda ortaya çıkmaktadır.
Özel Eğitim Sınıflarında Beden Eğitimi dersine giren öğretmenlerin büyük çoğunluğu, eğitilebilir
çocukların beden ve ruh sağlıklarını koruma yollarını öğrenebilmesi ve geliştirebilmesi için temel
alışkanlıklar kazanması ile ilgili genel amacın davranışlarından ‘kendi kendine birçok etkinliklerde
bulunma isteği uyandırılması’ gerektiğini belirtmektedirler.
Anahtar Kelimeler: Özel Eğitim, Kaynaştırma, Beden Eğitimi.
 
 
HİPERAKTİVİTE PDF e-Posta

Hiperaktivite, bebeklikte başlayıp çocukluk ve yetişkinlikte de devam eden bir bozukluk. Ancak çoğu anne-babanın zannettiği gibi, her yaramaz çocuk hiperaktif olmak zorunda değil.
Hiperaktivite adını çok duyduğumuz bir kavram. Çocuğu çok yaramaz olan birçok anne "Çocuğum hiperaktif" diyor. Oysa hiperaktivite sadece bir çocuğu hareketli olması anlamına gelmiyor. International Hospital Uzman Psikolog Ferahim Yeşilyurt toplumun yaklaşık yüzde 3-6'sında görülen hiperkativite ile ilgili merak edilenleri anlatıyor.

Hiperaktivite sendromu nedir?
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) aşırı hareketlilik, kısa dikkat süresi ve ataklıkla (yetersiz dürtü kontrolü) karakterize bir bozukluktur. Okul öncesi çocuklukta başlayıp yetişkin yaşamda da değişik bulgularla seyredebilen süreğen bir bozukluktur.

Bu çocukların çoğu huysuz, huzursuz, güç bir bebek olarak tanımlanır. Yaşamın ilk bir kaç ayında aşırı hareketlilik, yeme ve uyku bozuklukları görülebilir. Emekleme döneminde veya yürümeye başladıkları zaman çok hareketli ve atak oldukları için birkaç kişinin devamlı bakımını gerektirdikleri söylenir. Çocukların çoğunda belirtiler ana okuluna veya ilkokula başlayınca daha çok dikkati çekmekte, okulda başarısızlık, dikkat eksikliği, sınıfta kurallara uymama, saldırgan davranışlar ve öfke kontrolünde güçlükler yaşanması aileyi tedavi arayışına yöneltmektedir.

Kimlerde görülür? Kız / erkek çocuklarda görülme sıklığı bakımından bir fark var mıdır?
DEHB toplumda yaklaşık %3-6 oranında gözlenir. Erkeklerde kızlara oranda yaklaşık 3 kat daha sık görülür.

Nedenleri nelerdir?
Bozuklukla ilgili ispatlanmış kesin bir sebep gösterilememesine karşın bazı etkenler üzerinde durulmaktadır. Bazı olası sebepler şunlardır:

·                                 Genetik nedenler
·                                 Beyin hasarı
·                                 Nörotransmitterler
·                                 Gıda ve katkı maddeleri
·                                 Psikososyal etkenler
Ailenin davranışlarının etkisi var mıdır?
Çok televizyon seyretme, ailenin otoriter tavırları vb. gibi faktörler bozukluğa neden olmaz. Ancak aile içi bazı disiplin sorunları sorunu artırabilir.

Belirtileri nelerdir? Tanı nasıl koyulur?


Dikkat eksikliği belirtileri:
·                                 Ayrıntıya dikkat edememe, okulda, işte, evde dikkatsizliğe bağlı olarak sık yanlışlar yapma,
·                                 Yaptığı işlerde, hobilerinde veya sevdiği oyunda bile dikkatini sürdürememe,
·                                 Kendisine söyleneni dinlemez görünme,
·                                 Öğretileri ve beklentileri değerlendirememe nedeni ile okulda veya evde yapması gereken görevleri yerine getirememe,
·                                 Görev ve aktiviteleri düzenlemede güçlük ve dağınıklık gösterme,
·                                 Evde ve okulda zihinsel işlev gerektiren iş ve görevlerden kaçınma,
·                                 Dış uyaranların dikkatini kolaylıkla dağıtması,
·                                 Günlük aktivitelerde sık unutkanlık,
·                                 Görev ve aktiviteler için gereken araç ve gereçleri devamlı kaybetme.
Aşırı hareketlilik belirtileri
·                                 El ve ayakları devamlı oynar, sakin ve hareketsiz tutmak güçtür.
·                                 Sınıfta ve sırada oturamaz, oturması ve yerinde durması gereken durumlarda yerinde duramaz.
·                                 Durup dinlenme bilmeden hareket eder ya da eşyaların üstüne tırmanır.
·                                 Kendi kendini meşgul edemez.
·                                 Sanki içinde durmak bilmeyen bir motor varmış gibi sürekli hareketlidir.
·                                 Çok aşırı konuşur.

Tanı nasıl konur?
Tanı için gözlenen belirtilerin ev ve okul gibi iki ortamda gözlenmesi gereklidir. Hiperaktivite tanısının konabilmesi için; bunlara ek olarak, bu belirtilerin 6 ya da daha fazla belirtisini en az 6 ay göstermiş olmalı, 7 yaşından önce çıkması, bozulmaların 2 ya da daha fazla ortamda görülmesi ve sosyal, akademik ya da mesleki faaliyetlerinde önemli bozuklukların olması gereklidir.

Her hiperaktif çocukta dikkat dağınıklığı görülür mü?

Bozuklukta önemli üç belirti grubu bulunmaktadır. Bunlar 1. Aşırı hareketlilik, hiperaktivite, 2. Dikkat eksikliği, 3. İç tepisel atak, impulsif davranışlardır. Bozukluğun birbiri ile bağlantılı üç ayrı biçimi tanımlanmaktadır. Dikkat eksikliğinin belirgin olduğu biçimde aşırı hareketlilik ve atak davranış olmadan, yalnız dikkat bozukluğu olarak yaşam boyu kendini gösterebilir. Öğretmenler daha çok okul başarısızlığından yakınırlar.

Aşırı hareketliliğin ve içtepkisel davranışın belirgin olduğu biçimde ailenin ve öğretmenin yakınması daha çok çocuğun davranışları üzerindedir. Öfke patlamaları, duygu ve heyecanları kontrol edememe ve saldırgan davranışlar dikkati çeker.

Hem dikkat eksikliğinin hem aşırı hareket ve atak davranışın birlikte bulunduğu durumda, pek çok alanda çocuğun yaşamı ve çevresi etkilenir ve bozukluk çok daha uzun zaman devam eder.

DEHB’nun Tedavisinde izlenen yollar nelerdir?

Basit bir tedavisi yoktur. Birçok uzmanın tedavide yer alması gereklidir. Genel tedavi seçenekleri şunlardır.
·                                 Tıbbi tedavi
·                                 Anne-baba eğitimi
·                                 Davranış Modeli Oluşturma, Kendi kendine telkin verme ve Kendi kendini ödüllendirme gibi danışma ve eğitimler
·                                 Özel eğitim ortamı
·                                 Diyet uygulamaları

Tedavi edilmezse çocuk açısından ne gibi sonuçlar doğurur?
Tedavi edilmediği takdirde, belirtileri çocuğun eğitim ve yaşantısının hemen her alanını olumsuz etkilemekte, yoğun ruhsal, sosyal ve okul sorunları ortaya çıkmaktadır.

Geçmişte halk arasında ve tıbbi çevrelerde DEHB’nun yaş ilerledikçe kendiliğinden azalarak ergenlik döneminde iyileştiğine inanılırdı. Oysa son zamanlarda yapılan izleme çalışmalarında bunun doğru olmadığı, bu bozukluğun gidişinin farklı kişilerde farklı seyirler gösterdiği görülmüştür.

Hiperaktivite yaşla birlikte azalmakta, ancak dikkatsizlik ve dürtü denetim sorunları kalıcı olabilmektedir. Genellikle ilk kaybolan aşırı hareketlilik, en son kaybolan ise dikkat eksikliğidir. Çocukların 1/3'ünde zaman içinde belirtilerin kendiliğinden kaybolduğu görülmektedir. 1/3'ünde ise belirtilerin çeşitli duygusal ve sosyal güçlüklerle yetişkinlerde de devam ettiği görülür. Yaklaşık 1/3 ü ise daha az şanslı olan gruptur. Bu gruptaki kişilere belirtilere ek olarak başka sorunlar da eklenmektedir. Örneğin alkolizm, madde kullanımı gibi.
 
Perinatal Asfiksi-Otizm

Mor doğumun mental retardasyona yol açabildiği iyi bilinmektedir. Mental retardasyonlu olguların % 10- 20'sinde perinatal etkenler suçlanmaktadır. Otistik çocuklarda doğumda çeşitli perinatal komplikasyonların sık

 
«BaşlangıçÖnceki123SonrakiSon»

Sayfa 1 / 3