Anasayfa HABERLER Otizm Dünyasından Haberler Otizmli çocukları tanıyın

OtizmTv'yi izlemek için tıklayın

Otizmli çocukları tanıyın

Yıllar sonra hamile kalıp ikizlerini kucağına aldığında çocuklarından birinin otizmli olacağını asla düşünmemiş Parin Yakupyan. Ancak Garen 2 yaşına geldiğinde doktor teşhisini söylemiş. Önce inanamadıysa

da sonrasında hayatını oğluna adamış.

O kadar ki finans müdürlüğü işini bırakıp, özel çocuklara eğitim veren bir merkez açacak kadar... Biz de “2 Nisan dünya otizm farkındalık günü” nedeniyle Parin Hanım’ın ve Garen’in yılmadan yürüdükleri yolun izini sürdük. Eğitimin, inancın nasıl bir mucizeye yol açtığına tanık olduk.

* Kaç yıllık evlisiniz? Ne zaman doğdu Garen?

18 yıllık evliyim. Evlendikten 9 yıl sonra ikizlerim oldu, Garen ve Sayat. İstenen ve sorunsuz geçen bir hamilelik süreci, 2 yaşına dek normal gelişim gösteren bir çocuk... Hatta şu anda otizmli olan oğlum, diğer oğlumun çok çok önündeydi. 9 aylıkken emeklemeye, 11 aylıkken yürümeye başladı. Ancak 2 yaşında “otistik kapanma” yaşadı. Ortaya çıkmasını tetikleyen şey, bizim o dönem Sayat’la daha fazla ilgilenmemizdi. Çünkü, Sayat sık sık ateşli hastalık geçiriyordu.

* Ne olabilir otizmin sebebi?

Genetik, dış etkenler ya da anne karnında olabiliyor. Kanıtlanmış bir şey yok. Bildiğim tek şey, o şekilde doğuyorlar. Genelde de ilk iki yıl içinde ortaya çıkıyor bu durum.

* Hamileyken anlama şansınız yok muydu?

Yok. Bu tarz çalışmalar yapılıyor ama istenmiyor ki. Diyelim, hamileyken otizm tanısı kondu. Ne olacak, çocuk alınacak mı? Hem o zaman yarı otizmli olan Fazıl Say’dan Einstein’a kadar pek çok dahi yok olurdu.

* İlk nasıl fark ettiniz bir gariplik olduğunu?

Göz kontağı eksilmesi oldu. Seslendiğimizde yanıt vermiyordu, iletişim kuramıyorduk. Babası o dönemde bir kongreye gitmişti ve bir süre görmemişti Garen’i. Döndüğünde farkı daha iyi anladığı için “Hemen doktora götürelim oğlumuzu, bir gariplik var” dedi. Karşı komşumuz çocuk psikiyatristiydi. Onun muayenehanesine gittik hemen.

* Doktora gittiniz ve doktor “Oğlunuz otistik” dedi. Ne hissettiniz o an?

Olamaz dedim. Kesin bu doktor yanlış teşhis koydu diye geçirdim içimden. Çünkü o zamana dek otizm benim için sadece Rain Man’di. O filmde Dustin Hoffman’ın yaptığı hiçbir hareketi yapmıyordu ki benim oğlum. Ama evet, bir gariplik vardı. Onun için de bir şey kaybetmeyiz ki deyip doktorun dediği gibi eğitimlere başladık.

Otistik diyemiyorum, denmesine de sinirleniyorum

* Ailenizle, çevrenizdeki arkadaşlarınızla bu durumu ne zaman paylaştınız?

Hemen paylaştım. Ama otizm kelimesini söyleyemedim, bu merkezi açana dek de değişmedi bu. Hâlâ da otistik demiyorum, otizmli diyorum. Otistik diyenlere de kızıyorum. Çünkü otizm bir durum, hastalık değil. Ortadan tamamen kaldırılamaz ama tedavi edilebilir.

* Algı Eğitim Öğretim Yöntemleri Araştırma ve Geliştirme Merkezi’ni açma fikri nasıl doğdu ve gelişti?

Bir tekstil firmasında finans müdürüydüm. 2006 yılında oğluma daha fazla zaman ayırmak için işi bıraktım... Garen 3 yaşında kendi kendine okumaya, 5 yaşında da yine hiç eğitim almadan yazmaya başladı. 2 yaşında resim yapıyordu. 5 yaşındayken müzik aletleri takıntısı başladı. Mesela, bir konser izlerken aletlere dokunmak için fırlayıp sahneye çıkıyordu. Bunun üstesinden gelmek için şimdiki ortaklarımdan biri olan müzik eğitimcisi Hakan Sezgin’le tanıştım. Sonra Selim Parlak’la tanıştık ve 2007’de burayı açtık.

* Şu anda nerede okuyor Garen?

Normal bir devlet okulunda 3’üncü sınıf öğrencisi. İlk 2 yıl yanında bir ablayla gidiyordu ama bu yıl tek başına gidip geliyor.

Müzisyen ya da aşçı olup hayatını kazansın istiyorum

* Peki şimdi durumu ne?

Tenise başladı. Bisiklete biniyor, yemeğini yapabiliyor. Ama sözel iletişimde gerilik var hâlâ. Sizin yönlendirdiğiniz bir sohbet yapmanız mümkün değil. Dolayısıyla da hiç arkadaşı yok. Şimdi içeri girse size ilk, adınızı ve doğum yılınızı sorar. Hangi tarihin hangi güne geldiğini biliyor. Mesela, “17 Şubat 2011 hangi güne denk gelir?” deyin size yanıt verecektir. Bir dönem de bayraklara takılmıştı, tüm dünya bayraklarını çiziyordu ve tanıyordu. Bir dönemde de tüm menüleri ezbere biliyordu. Şu anda ise radyoların top 40 listelerine takıntılı. Hangi şarkıcı hangi sırada hepsini biliyor.

* Garen’le yapamadığınız ne var?

Şu an için hiçbir şey yok. Farklı gelişen bir çocuk annesinin ulaşabileceği en büyük şeylerden biri bu. Alışverişe, kahve içmeye, tiyatroya...vb. her yere gidiyoruz. Ama iki yıl öncesine kadar böyle değildi. Bunların hepsini eğitimle sağladık. Ben sinemayı çok severim ama gidemiyordum ya da restoranda arkadaşlarımla yemek yiyemiyordum. Oğlumda hiperaktiflik olduğu için yerine oturmuyordu çünkü.

* Geleceğiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Hayallerim çok yüksek. Garen’in görsel algısı çok kuvvetli. Hiçbir şeyi unutmuyor. Mesela, kütüphaneci, müzisyen ya da aşçı olabilir. Tüm yemek tariflerini beyninde kodluyor. Yaşım ilerledikçe daha ne kadar arkasında olabilirim bilmiyorum. Her zaman asosyal olacak ama evinden işine gidebilen, parasını kazanan biri olsun. Evlenebileceğini sanmıyorum, istemiyorum da. Çünkü otizmin genetik olarak taşınıp taşınamayacağı hâlâ meçhul.

Otizmli çocukları tanıyın

“Herkes benim başıma gelmez diyor. Biz de demiyorduk. Eşim mükemmeliyetçi bir insan, çocuklarıyla ilgili de büyük hayalleri vardı. Hep, ”Bizim çocuklarımız çok zeki olur“ derdi. Bu belki de bize verilen bir mesaj. Herkes hayatında farklı problemler yaşayabiliyor, kimi işiyle kimi annesiyle... Benim de başıma bu geldi demiyorum. Çünkü eğitimle çaresi var. Tek istediğim bu tip çocukların tanınması. Ki benim çocuğuma dendiği gibi, ”deli“ ya da ”şımarık“ denmesin bu çocuklara.

Kaynak:gazetevatan.com/05.04.2010

 

Yorumlar  

 
0 #1 PARİN 2010-04-08 17:32 SİTENİZDE BU RÖPORTAJA DA YER VERDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile